AltinFiyatlari.biz Logo

Altının Tarihçesi; Altın Nasıl Bulundu? - Altın Fiyatları


Altının Tarihçesi; Altın Nasıl Bulundu?

Altının ilk kalıntılarına Mısırlılarda ve ardından gelen tüm eski medeniyetlerde rastlanmıştır. Günümüzde olduğu gibi altın, her dönemde değerli bir maden olmuştur. İşte altının tarihçesi hakkında bilgiler:



27.09.2016 tarihinde eklendi. 1701 kez okundu.

Altının 7000 yıllık bir tarihi olduğu bilinmektedir. Değerli maden yıllar boyunca, hükümdarlığın, gücün, gösterişin, egemenliğin ve zenginliğin sembolü olmuştur. Kral ve padişahların tahtlarını, taçlarını süslemiştir. Günümüzde bu şekilde bir kullanımı olmasa bile sembolize ettiği unsurlar değişmemiştir. Merkez bankalarının en önemli rezerv maddesi olan altın, ülkelerin hala güç sembolü durumundadır. Aynı zamanda güvenilir bir yatırım aracıdır.

Altının tarihine ve nasıl bulunduğuna şimdi hep birlikte bakalım:

İlk Altın Kalıntıları

Dünyanın en eski altın üreticisini, Mısırlılar olduğu bilinmektedir. Milattan önce 5000 yıllarında, şimdiki gibi yer altından çıkarılmıyordu. Toprak yüzeyinde ve altında kolayca bulabiliyordu. Bakır ile doğal bir alaşım halinde bulunduğu da bilinenler arasındadır. Milattan önce 3900 yıllarında geliştirilen ısıtma teknikleri ile de Mısırlılar tarafından, altın eritilmeye başlamış ve işlenecek hale getirilmiştir. Altın, Firavunlar için süs eşyası yapımında ve daha sonraları takma diş olarak kullanılmıştır.

Altının mücevher olarak ilk kullanımı ise Asurlular uygarlığında görülmüştür. Bir başka görüşe göre de MÖ. 5000'li yıllarda Truva bölgesinden çıkartılan altın takılar, Neolitik Çağ'a işaret etmektedir. MÖ. 3200 yıllarında Mısır hükümdarları tarafından altının darphanelerde, aynı boyda çubuklara dönüştürüldüğü ve para olarak kullanıldığı da bilinenler arasındadır.

MÖ. 3100 yıllarında ise standart altın külçelerinin basımına başlandığı ve ödeme aracı olarak kullanıldığı bilinmektedir. MÖ. 2000 yıllarına bakıldığında da Mısırlıların saf altını elde etmeyi başarmalarıyla altın madenciliğinin Anadolu ve Arap yarımadasına kadar taşındığı görülmüştür. Ardında Etiyopya üzerinden Afrika'nın iç kesimlerine kadar altın madenciliği yapılmaya başlamıştır.

MÖ 2000 yıllarında üretildiği düşünülen altın ziynet eşyaların kalıntıları ise Peru'da bulunmuştur. Aynı zamanda Amerika kıtasında bulunan Aztekler ve İnkaların da altına tutkun oldukları, bulunan kalıntılarla ortaya koyulmuştur.

Altının Para Olarak Kullanımı

MÖ 550 yıllarında ise Lidya Kralı Krezüs tarafından, altının para olarak bastırılması, ticaretin artmasını sağlamıştır. Böylece şehirlerin zenginleştiği de bilinmektedir. Altına önem veren eski medeniyetleri; Yunanlılar, İranlılar, Makedonyalılar, Asurlular, Sümerliler ve Lidyalılar olarak sıralandırmak mümkündür. Eski medeniyetleri izleyen dönemlerde Roma İmparatorluğu ise en önemli altın üreticisi devletlerden olmuştur.

Bilindiği gibi insanlar ihtiyaçlarını eskiden ellerindeki malları takas ederek karşılıyorlardı. Altının paraya olarak kullanımı ile takas sistemi de terk edilmeye başlamıştır. Altının para olarak ilk kullanımının da Mısırlılara dayandığı bilinmektedir. Aynı zamanda takas oranına göre 1 ons altının, 2,5 ons gümüşe eşit olduğu varsayılmıştır. MÖ 610 yılında ise altın para basan ilk uygarlığın, Lidyalılar olduğu düşünülmektedir.

Çinliler için de altının özel bir yeri olduğunu biliyoruz. Çin'de üretimi yapılan ilk altın paranın tarihinin ise MÖ 600 yılına ait olduğu kaynaklara göre söylenmektedir. Bu aşamada değişim ve mübadele aracı olarak kullanılan para için teraziler kullanılmaya başlamıştır. Altının ölçülmesi için bu aletlerin her zaman bulunamaması ile altının dövülüp, yassılaştırılarak bir standart oluşturulduğu bilinmektedir. Ama bu bile dolaşımda binlerce altın para çeşidi olmasını engelleyememiş ve hileli para basımı bu şekilde başlamıştır. Bu anlamda bilinen ilk altın standardının 3/4 oranında altın ile 1/4 oranında gümüş kullanan Lidyalılar tarafından yaratıldığı biliniyor.

Altın ile Ticaretin Yaygınlaşması

MÖ 7. yüzyılda, tüccarlar tarafından çıkarılan altın paralar, ticari ilişkilerin artmasını sağlamıştır. Ama altın madenlerini elinde bulunduran ve işleten Lidya, İran, Makedonya medeniyetleri dışında altın para basımı pek gerçekleşmemiştir. Devam eden süreçte Romalılar, en önemli altın üreticisi devlet konumuna gelmiştir. En parlak döneminde Romalıların, dünyanın altın üretiminin üçte ikisini gerçekleştirdiği bilinmektedir. Roma İmparatorluğu parçalandıktan sonra dünya altın üretimi, uzunca bir süre duraklamaya girmiştir. Daha sonra altın üretimi orta çağda önce Bizans İmparatorluğu'nun, sonrasında da Osmanlı Devleti'nin eline geçmiştir.

1511'li yıllarda İspanya kralı, kaşifleri altın bulmaları için çeşitli ülkelere göndermeye başlamıştır. 1846'lı yıllara gelindiğinde ise altın uğruna göçler yapılmaya başlamıştır. İlk büyük altın göçünün, Kaliforniya'ya olduğu bilinmektedir. San Francisco şehrinin büyümesi ve gelişmesi de böyle sağlanmıştır. Ama buraya göç eden insanlar, büyük bir hayal kırıklığı yaşamışlardır. Çünkü bekledikleri gibi kaliteli ve çok miktarda altın bulamamışlardır. 1852 yılı civarında Avustralya'da daha fazla altın bulunur ve buraya göç edenler, Amerika'ya göç edenlerden daha başarılı olurlar. Amerika'da toz halde bulunan altın, Avustralya'da büyük parçalar halinde bulunur. 1897 yılında ise Amerika'dan Alaska'ya büyük bir altın göçü daha yaşanmıştır.

1800'lü yıllar, göçler nedeniyle altının oldukça değerlendiği zamanlar olmuştur. Aynı zamanda altın, sanayi malzemesi olarak da kullanılmaya başlamıştır. Elektriği iyi iletmesi, ışınları yansıtması, termik enerji ve ısı iletimi gibi özelliklerinden faydalanılarak, sanayinin çeşitli sektörlerinde kullanımı yaygınlaşmıştır.

İlk Altın Standardının Uygulanması

Tarihler 1821'i gösterdiği zaman İngiltere'de altın standardı uygulanmaya başlamıştır. Bu altın standardına göre; İngiliz para birimi, belli bir miktar altına bağlanmıştır. Darphanenin ise bu standarda göre para basması zorunlu tutulmuştur. Yani ülke elinde ne kadar altın rezervi bulunduruyorsa buna eş değer büyüklükte banknot basabilmektedir.

İlk olarak İngiltere, daha sonra Almanya ve Amerika, bu altın standardını terk etmiştir. Ardından 1944 yılında imzalanan Bretton Woods Anlaşması'ndan 1971 yılına kadar Amerika, elinde bulunan altın stokuna göre para basmaya devam etmiştir. Bu sistemin de terk edilmesiyle, altın karşılığı para basan ülke kalmamıştır. İkinci Dünya Savaşı'nın etkilerinin kısa sürede ekonomilere verdiği zararın silinebilmesi için birçok ülke, Amerika liderliğinde liberal bir ekonomik sisteme geçmiştir.

Dünyadaki finans ve ticari ilişkilerin canlandırılması için yeni bir sistem arayışına giren ülkeler, 1944 yılının Temmuz ayında Amerika Birleşik Devletleri'nin New Hampshire eyaletinin Bretton Woods kasabasında bir araya gelmiştir. Böylece "Uluslararası Para Anlaşması" adı altında uluslararası ödemelerde kullanılan yeni bir sistem yaratılmıştır.

Bretton Woods Anlaşması öncesinde İngilizler ve Amerikalılar, 2 farklı plan öne sürülmüştür. İngilizlerin planı, John M. Keynes; Amerikalıların planı, Harry D. White tarafından hazırlanmıştır. Bu planlardan Amerikalıların planı kabul edilmiştir. Bu plana göre; anlaşmaya katılan ve parasını altına dönüştürebilir yapmayı kabul eden her ülkenin para birimi, dolara endekslenmiştir. Doların altına dönüştürülebildiği tek sistem olan Bretton Woods Anlaşması ile 1 ons altın, 35 dolara; 1 dolar, 0,88867 gram altına çevrilmiştir.

Anlaşmada, çok özel durumlar ve düzeltilmesi zor parasal dengesizlikler karşısında herhangi bir ülkeye, parasının dolara karşı değerini devalüe ve revalüe etme imkanı verilmiştir. Oran ise en fazla % 10 olarak belirlenmiştir. Bu oranın aşılması söz konusu olduğunda ise IMF'nin izni devreye girmektedir. 1971 yılına kadar bu anlaşma geçerliliğini korumuş, ardından terk edilmiştir.

Bretton Woods Sistemi terk edildikten sonra Amerika, doları dalgalanmaya bırakmıştır. ABD'den sonra İngiltere de poundu dalgalanmaya bırakmış ve diğer ülkeler de benzer şekilde hareket etmiştir. Amerika başta olmak üzere gelişmekte olan ülkeler, altın rezervlerini arttırmaya ve para basmaya başlamıştır. Daha sonra dolar ve diğer gelişmiş ülke para birimlerinde değer kayıpları görülmeye başlamıştır. Petrol İhraç Eden Ülkeler (OPEC) ise en büyük müşterileri olan gelişmiş ülkelerin para birimlerinin değer kaybetmesiyle gelir kaybı yaşamıştır. Ardından ortak alınan bir karar ile petrol fiyatları, altına endekslenmiştir. Altın ise yıllarca 35 ons/dolar oranı ile sabitlendikten sonra yükseliş eğilimi göstermeye başlamıştır. Amerika'da yaşanan resesyona, petrol kaynaklı enflasyonist baskı da eklenince stagflasyon kökenli kriz ortamı oluşmuştur. Altın ise bu dönemden başlayarak, Hunt Biraderlerin 1979 yılındaki Gümüş Spekülasyonu dönemine kadar 850 ons/dolar seviyesine ulaşmıştır.

Keşfinden İtibaren Altının Kronolojisi

Altının tarihi gelişimi, yukarıda bahsettiğimiz gibi yaşanmıştır. Bu bilgiler dışında, altının kronolojik sıralamasına bakmak istiyoruz:

  • MÖ 4000 yılında; Orta ve Doğu Avrupa'nın bazı yerlerinde ilk defa altın kullanılmıştır.
  • MÖ 3000 yıllarında; Mısırlılar, altının diğer metallerle alaşımı ve yaprak şeklinde işlenmesinde ustalaşmıştır.
  • MÖ 1500 yıllarında; Orta Doğu'da şekel, altının standart ölçü birimi olarak kullanılmıştır.
  • MÖ 1091 yıllarında; Çin'in altını, para birimi olarak kullanımı yasallaştırılmıştır.
  • MÖ 58 yıllarında; Julius Caesar, Gaul'da Roma'nın borçlarını ödemek için yüklü miktarda altına el koymuştur.
  • 1100 yıllarında; Venedik, batı ve doğu arasında ticaret yolları üzerinde olması nedeniyle dünyanın önde gelen altın pazarı olmuştur.
  • 1511 yıllarında; İspanya Kralı Ferdinand kaşifleri, verilen emirle birlikte batı yarım küreye altın aramaya yollanmıştır.
  • 1787 yılında; ilk Amerikan altın parası, Ephraim Brasher tarafından basılmıştır.
  • 1833 yılında; Kuzey Carolina, ilk altın hücumuna sahne olmuştur. 1828 yılına kadar Philadelphia'daki Birleşik Devletler darphanesinin tüm altın paralarının yapımı, bu eyalette yapılmıştır.
  • 1848 yılında; Kaliforniya altın hücumu gerçekleşmiştir. James Marshall'ın Amerikan Sacremento nehirlerinin birleşiminde, bir kereste fabrikasının su yolunda ilk altın parçasını bulması ile başlamıştır.
  • 1850 yılında; Avustralya Yeni Güney Galler'de altın bulunmuştur.
  • 1886 yılında; Güney Afrika'da ilk altın bulunmuştur.
  • 1887 yılında; Glasgovlu doktorlar Robert ve William Forrest ile kimyager John S. MacArthur; siyanür kullanarak altın çıkartma patentini almıştır.
  • 1896 yılında; iki altın arayıcı, Kuzey Kanada'daki Klondike nehrinde balık avlarken altın bulmuştur. Alaska Yucon Bölgesi'nin güneyinde daha çok altın olduğu söylentileri ile 1898 yılında 100 yılın son altın hücumu patlak vermiştir.
  • 1900 yılında; Birleşik Devletler, para birimi için altın standardını kullanmaya başlamıştır.
  • 1922 yılında; Kral Tutankamon'un mezarı (MÖ 1352), 1200 kilogramlık tabutun ve içerisindeki yüzlerce altının çıkarılması için açılmıştır.
  • 1927 yılında; Fransa'da yapılan tıbbi araştırmalarla altının, romatizma tedavisinde değerli bir madde olduğu kanıtlanmıştır.
  • 1933 yılında; Başkan Franklin D. Roosevelt altın ihracını yasaklamıştır. Altının, dolara bağlı değişimini durdurmuş ve Amerika halkına sahip olduğu tüm altınlar teslim edilmiştir. Ayrıca altına günlük fiyatlar belirlenmiştir.
  • 1960 yılında; kızılötesi yansımaları maksimize etmek için altın kaplı aynalar kullanılmıştır ve lazer icat edilmiştir.
  • 1961 yılında; Nevada Carlin Trend'de modern madencilik başlamıştır. Bu sayede Nevada, ülkenin en büyük altın madencilik eyaleti olmuştur.
  • 1969 yılında; astronotların gözlerinin güneş ışınlarından korunması için altın kaplı başlıklar ilk olarak ayda (Apollo 11'in aya inmesi) kullanılmıştır.
  • 1970 yılında; ışık tarafında üretilen elektronları toplamak üzere altın kullanan aygıtlar icat edilmiştir. Bu sistem, video kameralar dahil, yüzlerce askeri ve sivil alette kullanılmıştır.
  • NOT: Altının bu yıllardan sonraki gelişimi yakın tarih olarak incelenmektedir.



Atlına Yatırım

Altın Hesaplama